9.02.2014

Bu Sefer

Yenilmek, kaybetmek hiç umurumda değil. Yenilmekten, kaybetmekten insan doğası gereği nefret ediyorum ama yenilirken-kaybederken yaptıklarım çok daha mühim benim için.
Beşiktaşlılık da var serde.
Ya benim yapım, genlerim buydu ve ben buna uyan Beşiktaş'ı seçtim. Ya da Beşiktaş'ı seçtim ve körle yatan misali şaşı olup kalktım, Beşiktaş'a benzedim gün be gün.


Fazla uzun bir yaşam dilimini geride bırakmadım henüz. Ama şahitlerim var ki çok görkemli kaybedişler sığdırdım geçtiğim yirmi altı seneye. Her kaybedişimde de bir öncekinden daha fazla çırpındım. Kayıbım sonrası daha bir güzel gülümseme oturdu sevimsiz ağzıma.

Son kayıplarım ailemin iki büyüğü oldu. Ardından da işimle ilgili bir hususta güzel kaybettim. Aile büyüklerim konusunda içim rahat, onlarla buluşacağım günü bekleyebiliyorum yüzümde gülümsemeyle. Sevdim, sevildim. Küçüklüğümün gerektirdiği şeyleri layıkıyla yerine getirdim. Yani kaybettim ama lezzetli kaybettim. İş konusunda ise çok çok uzun bir müsabaka içindeydim. O kadar uzun ki, kaybetmem gereken başka şeylere vakit ayırıp da ağız tadıyla kaybedemedim. Fakat bu sefer değişik bir şey oldu ve her zamankinin aksine mücadele bitip de kafamı skorborda çevirdiğimde bir parçası olduğum tarafın kazandığını gördüm (in the tabelaeae). Ne güzel kaybetmiştim oysa. Her şeyi denemiş, her olasılığı kurcalamıştım ama kendimi mağlubiyetten çekip alamamıştım. Ne olduysa olmuş, tabelaya üstünlüğümüz hakim olmuştu. 

Alışmamış götte don durmuyor. Takımın galibiyetindense bireysel hüsranıma odaklanıp ızdırabımı yaşıyorum misler gibi. İki duble viski içtim takımımın kutlamasında. Kendi mağlubiyet kutlamamda ise yalnızca bir paket sigarayla birkaç şişe bira sığdırdım keyfî sabahlamama. 

Kayba, kaybedene, kaybedişe bunca methiye düzdükten sonra çok abes duracağını bile bile, tükürdüğümü yalamaktan nefret etmeme rağmen utana sıkıla söylemek zorunda olsam da söylemeliyim ki bu sefer kazanmak istediğim bir mefhum var. Kaybetmek elimde, istesem on dakika içinde görkemli bir şekilde kaybederim zaten ama dedim ya "Bu sefer...". 

Tek tesellim Baba Hakkı, Süleyman Seba, Vedat Okyar, Rıza Çalımbay gibi büyüklerimin yolundan sapmadan, güzel kaybettiği gibi güzel de kazanan Beşiktaş gibi  kazanma mücadelemi veriyor olmam. Hayat yahut memat gibi iki mühim hadise dahi olsa verdiğim mücadelenin ucunun çıkacağı sonuçlar, şerefimle oynayıp hakkıyla kazanayım istiyorum.

Edit: Soundtrack ->

6 yorum:

  1. @kabarık elbiseli kız -> Akatlar'da da yazdığı gibi:
    "Can accept failure, can't accept not trying!"

    YanıtlaSil
  2. Gel, gel. Kazandıracağım ben sana. Gel sen. Gerdanını kır da gel. Gözlerini kırp da gel. Gel lan!

    YanıtlaSil
  3. Merhaba,
    Blogunuzu çok beğendim ve sizi takibe aldım.
    Sevgiler,
    Bende bloguma beklerim http://hayatimakyajla.blogspot.com/
    İlk Hediye çekilişime beklerim :)

    YanıtlaSil

söyle güzelim dinliyorum?